‘Az yiyerek değil, yavaş yiyerek’

İnsan vücudunun besin ihtiyacının Ramazan Ayı’nda da değişmediğini ifade eden Özel Çerkezköy Hastanesi Diyetisyeni Burcu Özkan Akca, “Günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları bu ayda da aynıdır.’’ Derken, oruç ile zayıflamak isteyenlere ise “Sahura kalkmayı ihmal etmeyin, yemeği az değil, yavaş yiyin” uyarısını yaptı.

‘Az yiyerek değil, yavaş yiyerek’
banner301
ÇERKEZKÖY BAKIŞ -  Ramazan ayına bir hafta kala vatandaşları doğru bilinen yanlışlar konusunda uyaran Özel Çerkezköy Hastanesi Diyetisyeni Burcu Özkan Akca, ramazan ayında yapılması gerekenler hakkında uyarıda bulundu.
“BESLENMEDE BÜYÜK FARKLILIK GÖSTERİN’’
Ramazan ayında uzun süre aç kalmak, beslenme şeklinin ve saatlerinin değişmesi, hareketin azalması, yemeklerden hemen sonra yatılması gibi pek çok nedenin kilo almasına sebeiyet verdiğine dikkat çeken Diyetisyen Burcu Özkan Akca, “Ramazan ayındaki beslenme şeklinin her zamankinden büyük farklılık göstermemesi gerekir. Bu ayda gün boyunca aç kalınacağı düşünülerek oruç tutanlar kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı tüketimini artırır. Halbuki günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları ramazan ayında da değişmemektedir. Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için aşırı yemek yerine, yavaş sindirilen, kana geçiş hızı düşük (düşük glisemik indeksli) olan esmer tahıl ürünleri, sebze, salata gibi gıdaların tercih edilmesi daha doğrudur.’’ Diye konuştu.
“SADECE İFTARDA YERSENİZ KİLO ALIRSINIZ’’
Akca, ramazan ayını zayıflamak için değerlendiren kişilere de çeşitli uyarılarda bulunarak, “Bu kişiler sadece iftarda bir şeyler tüketir. Ancak bu tür bir beslenme şekli sonrası birey kilo vermek yerine kilo bile alabilir. Bu durum hem fazla hem de hızlı yemek yenilmesine yol açmaktadır. Ayrıca bazal metabolizma hızının yavaşlaması, iftar ve sahur vakitlerinin günün daha az hareket edilen zamanlarına denk gelmesi ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması genellikle kişilerin bu dönemde ağırlıklarının artışına neden olmaktadır.’’ Bilgisini verdi.
“AKTİVİTE DE YAPIN, SAHURA DA KALKIN’’
banner287
“Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus ise; fiziksel aktivitenin bu süreç içerisinde azalmasıdır.’’ diyen Akca, şöyle devam etti: “Özellikle çalışmayan bireyler günlük enerji harcamalarını azaltmak adına geç saatlere kadar uyumaktadır. Her türlü aktiviteden kaçınmak, oruç tutarken fazla acıkmadan rahat bir gün geçirmeyi sağlar. Buna karşılık metabolizma daha da yavaşlar. Eğer ki bu riskli dönem kilo almadan aşılmak isteniyorsa mutlaka günlük aktivite arttırılmalıdır. Ramazanda gün boyu aç kalınacağı için yatmadan aşırı yemek yerine, sahura kalmak çok daha sağlıklı olacaktır. Sahura kalkılmaz ise kan şekeri günün daha erken saatlerinde düşmekte ve kişinin veriminin azalmasına yol açmaktadır.’’
“BAYRAM RİSKLİ BİR DÖNEMDİR’’
Diyetisyen Akca oruç tutan kişilerin bayram sonrasında daha fazla yemek yemeye eğilim gösterdikleri değerlendirmesinde bulunarak, vatandaşları bu konuda dikkatli olmaları konusunda uyardı. Ramazan ayında metabolizmanın 2’inci haftadan sonra yavaşladığına da değinen Akca, “Bu dönemden sonra ‘Şeker Bayramı’ yenilen tatlıların yağ olarak depolandığı riskli bir süreç olarak görülmektedir. Benzer ilkelere bayramda da dikkat edilmesi bu süreci daha sağlıklı bir şekilde geçirmeyi sağlayacaktır. Ancak önemle vurgulamak gerekir ki diyabet, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı olanların, sürekli ilaç kullananların, büyüme - gelişme çağındaki çocukların, gebe ve emziren kadınların sağlık açısından oruç tutmaları önerilmemektedir.’’ Şeklinde konuştu.
RAMAZANDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
“Ramazanda sahur, iftar ve iftar sonrası ara öğün olmak üzere sık ve azar azar beslenilmelidir’’ diyen Akca, şunları kaydetti: “Besinler çok iyi çiğnenmeli, yavaş yenilmelidir. Mutlaka sahura kalkılmalı ve yemek yemek yerine hafif bir kahvaltı tercih edilmelidir. Uzun bir açlık sonrası, iftara mümkünse 1 kase çorba ile başlayarak 10-15 dakika kadar yemeğe ara verilmeli, ardından ana yemeklere devam edilmelidir.  İftar ile sahur arasında belirli aralıklarla su ve diğer içeceklerden yeterince içilmelidir. Daha hafif ve sağlıklı olması için yiyecekler kızartma ve kavurma yerine; haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlanmalıdır. Oluşabilecek kabızlığı önlemek için, lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebze ve meyveler) tercih edilmelidir. Lokma, tulumba, baklava gibi ağır tatlılar yerine; sütlü, meyveli tatlılar tercih edilmelidir.’’

Çerkezköy Bakış

Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2014, 10:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner265

banner462

banner306

banner459