banner351
banner354

Ebru Sanatına ‘CAN’ Veren Bir Kültür Elçisi...
Çerkezköy Bakış - Dünya’nın ve Türkiye’nin önde gelen Ebru Sanatçılarından olan Atilla Can, Ebru Sanatı ile yaşadığı zaman yolculuğunu gazetemiz BAKIŞ’a anlattı. UNESCO  sürecinden, alınan başarılara, Dünya Ebru Gününden, Ebru Sanatının icra edilişine kadar tüm detaylardan bahseden usta sanatçı Atilla Can, Ebru Sanatının 21-27 Kasım tarihleri arasında Prag şehrinde Unesco zaferinin 2’nci yıl dönümünde Dünya Ebru Günü adı altındaki etkinlikle kutlanacağını, bu projeyi 50 ülkenin desteklediğini, 34 ülke sanatçısının ise eserleriyle destek vereceğini belirtti. Uluslararası Sergi, workshop, yuvarlak masa toplantıları ve etkinliklerin, 107 yıllık tarihi Lucerna Galerisi’ndeki açılışla start verilerek  başlayacağını kaydeden, ebru sanatına kattığı uluslararası değer ile ''Ebru Sanatının Kültür Elçisi, Kültürel  diplomatı'' benzetilmesi yapılan Atilla Can, kendisine destek veren herkese de teşekkür etti.

İLK DERS ÜSTAT'DAN

Usta sanatçı Atilla Can,ebru sanatındaki ilk dersini üstat Ali Çalışır'dan aldığını kaydederek şunları söyledi: “İlk ebru dersini İstanbul’da Zal Mahmutpaşa Külliyesi’nde Üstat Ali Çalışır’dan aldım. O gün tevafuk 29 Mayıs ve İstanbul’un doğum günüydü. Bulunduğumuz atölyenin az ötesinde Mehterhane bulunmaktaydı. İstanbul’un fethi için hazırlanan mehteranların hararetli bir şekilde hazırlık yaptığı bir gündü. İlk ebru dersini mehteranların ve martıların seslerinin birbirine karıştığı bir günde almış oldum. Uzun yıllar usta çırak ilişkisiyle üstadımın çilehanesinde piştikten sonra, ebru icazetimi alıp sanat yaşamıma devam ettim.”

'”NAKİLBEND'DE ATÖLYE AÇTIM VE DERS VERMEYE BAŞLADIM'”

Atilla Can ebru sanatı ile zaman yolculuğuna şöyle devam etti: “Bir müddet sonra İstanbul’da Sultanahmet’te Nakilbend Caddesinde, çınar ağacına yaslanmış bir ebru atölyesi açtım ve öğrenci yetiştirmeye başladım. Atölyeme dünyanın çeşitli ülkelerinden insanlar gelirdi, ebru sanatıyla ilk kez karşılaşanlar şaşkınlıklarını ve hayranlıklarını gizleyemezdi. Benim o günlerde düşüncem şuydu; dünyanın en güzel sanatlarından biri olan, dünyada tuvali su olan tek sanat olan ebrunun neden dünya ülkeleri tarafından henüz keşfedilmediği ve bilinmediğiydi. Bu konular aklımı kurcalar, bir yol arardım. Bir gün ebru yaparken ‘Ben ebru sanatını dünyada Türk sanatı olarak tescil ettirebilir miyim’ fikri aklıma geldiğinde inanılmaz heyecanlandım. Tescil yönteminin ise UNESCO’dan ebru sanatının koruma altına alınması ve gelecek nesillere aktarılması olacağını düşünerek, büyük bir kararlılık ve azimle 2009 yılında ilk kez Birleşmiş Milletlere akabinde UNESCO Paris’e; ebru sanatının geçmişinin takribi 1000 yıllık bir sanat olabileceğini, çok özel tekniklerle yapılan özel bir sanat olduğunu ve bu sanatın mutlaka korunarak gelecek nesillere bırakılması gerektiğini ve her yıl bir günün ise Dünya Ebru Günü olarak kutlanmasını talep ettim.”

CAN: BU OLACAK İŞ Mİ DEDİLER, AMA YILMADIM

O zamanlarda fikrini anlattığı resmi makamlar ve sanatçılar tarafından aldığı tepkiden dolayı hayal kırıklığı yaşayan Can, “Düşüncem çok uçuk bir  fikir olarak görüldü, çok talep görmedi. Bana söylenmiş, sonradan duyduğum sözlerden bazıları ‘Atilla bir Don Kişot, bu yolda tek kalacak, taraftar bulamayacak’, bir diğeri ise ‘Allah aşkına bu olacak iş mi, bu çok büyük bir talep, mümkün değil, olanaksız’ gibi sözlerdi. Ben bu kelimeleri duyduğumda asla yılmadım, vazgeçmedim, inandığım yolda yürümeye devam ettim. Sürekli bu konu hakkında kafa yoruyor, nasıl bir yol izlemem gerektiğini düşünüyordum. Unesco'daki bu isteğimin, talebimin sadece dilekçelerle sınırlı kalmamasını, bir şekilde bu projeyi insanlara aktarmam gerektiğini, farkındalık başlatmam gerektiğini düşündüm.

“DÜNYA EBRU GÜNÜ ETKİNLİĞİ DÜZENLEDİM”

Birkaç yıllık planlı bir çalışmayla ve cesaretimi toplayarak ilk kez 2012 yılında İstanbul’da ‘’Dünya Ebru Günü’’ adı altında bir etkinlik düzenledim. Yurt dışından ve yurt içinden çok sayıda sanatçı, akademisyen ve sanatsever katılmıştı. İnanılmaz güzel ve tarihi bir gündü. Bu etkinlik sonrasında, Dünya Ebru Günü’ne ilginin çok yüksek olduğunu, bu etkinliğin devamlılığını sağlamam gerektiğini düşündüm. Ayrıca, her yıl benim bu projeyi yapmam yerine, farklı bakış açılarıyla farklı yerlerde bu projeyi başka sanatçıların, şehirlerin veya ülkelerin yapmasının daha doğru olacağını düşündüm. Bu sebeple bir sonraki projeyi talep edeceklerin, proje detaylarını bana bildirip, resmi müracaatta bulunmalarını duyurdum. Bir sonraki projede neler yapılacağı benim için çok önemliydi. Birçok ülkeden ve Türkiye’nin birçok şehrinden 2. Kez yapılacak olan ‘’Dünya Ebru Gününü’’ isteyenler oldu. İstanbul’un ardından projeyi 2. Yıl Gaziantep, 3.yıl Trabzon, 4.yıl Yalova şehirleri bu organizasyonu kazandı. Bu yıl aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 5 ülke ‘’Dünya Ebru Günü’’ne talip olduğunu bildirdi.. 2016 yılında ‘’Dünya Ebru Günü’nü talep eden ülkeler arasında, en iyi dosyayı sunan Çek Cumhuriyeti oldu ve Prag kazandı.

“AVRUPA’NIN KALBİNDE EBRU ATACAK”

21-27 Kasım 2016 tarihleri arasında; Unesco zaferinin 2. Yıl dönümünde 50 ülkenin desteklediği 34 ülke sanatçısının eserleriyle destek verdiği 107 yıllık Lucerna Galerisi’nde uluslararası ebru sergisi ve çeşitli etkinliklerle Dünya Ebru Günü’nü dünyanın en güzel şehirlerinden ve Avrupa’nın kalbi sayılacak Prag’da kutlayacağız. Şu an yabancı ülke sanatçılarından inanılmaz bir ilgi var. Çeşitli etkinliklerle Ebru sanatımızı ve ülkemizi Prag’dan dünyaya tanıtmaya, anlatmaya çalışacağız. Prag'daki Uluslararası ebru sergisinde sergilenecek eserler satışa çıkartılacak, Prag Büyükelçimizin inisiyatifinde, elde edilecek gelir doğru ve uygun görülen bir hayır kurumuna hibe edilecek. Diğer bir konu, dünyanın birçok ülkesinden gelen sanatçılarla ebru sanatının gelişimi, yayılması ve doğru yapılabilmesi için bilgi transferi toplantıları yapacağız. Çok önemsediğim diğer etkinliğimiz, özel çocuklarla ilgili. Özellikle, onkoloji servislerinde yatan ya da çocukluk döneminde beyin felci gibi bazı patolojik sorunlar yaşamış çocuklarla, bakımevlerinde yaşayan yaşlılarla ilgili ebru workshop projemiz olacak. Ebru sanatının sadece bir sanat değil de, bir Art terapi özelliğinin olduğunu gözler önüne sereceğiz. Bazıları için ebrunun sanat, bazıları için ise ebrunun bir yaşam sebebi olduğunu, topluma katkılar sağlayan pozitif  bir sanat olduğunu  anlatmaya çalışacağız. Ebru; sabır ve sakinlik sanatıdır. Zihni sakinleştirir, sosyalleşmeyi aktive eder ve ruhsal gelişime katkı sağlar. Ebru kültürel varlığımızın dünya milletlerine anlatım ve ifade etmenin en güzel şeklidir. Ebru bilişsel fonksiyonların kaybını engelleyici bir sanat olduğu için, çocuklar ve yaşlılara uygun bir sanattır. Gelecekte bu sanatın etkileri tam manasıyla çözüldüğünde, çok büyük bir kıymet görecek”

EBRUNUN TARİHİNİ ANLATTI

Usta sanatçı, Ebru sanatının tarihine ilişkin şunları da söyledi: “Ebru sanatının nerede ilk kez yapıldığı kesin olarak bilinmiyor. Yalnız hocalarımızdan duyduğumuz ve yazılı kaynaklardan okuduğumuzda Türkistan’ın Semerkant bölgesinde ilk kez ortaya çıktığı söyleniyor.  O dönemler ‘’Ebre’’ kelimesiyle adlandırılıyor. ‘’Ebre’’ hare demek. Daha sonraki yıllarda İpekyolu ile İran’a geldiği ve ‘’Ebri’’ adıyla isimlendirildiğini, oradan da Anadolu’ya geçerek Ebru adını aldığını biliyoruz. Daha sonraki durağı sanatın başkenti İstanbul. Ebrunun İstanbul'da çok güzel bir şekilde icra edildiğini biliyoruz. İstanbul’da ebru sanatı gelişiyor ve özellikle saray eşrafında ebrulu kağıtlar inanılmaz düzeyde ilgi görüyor. O dönemlerde önemli yazışma, resmi kayıtlar ebrulu kağıtlar üzerinde yapılıyordu ve ebru deyim yerindeyse altın çağını yaşıyordu. Bu altın çağı İstanbul yaşarken batılılar bu renkli kağıda ilgisiz kalmıyorlar, ebruyu Avrupa’ya götürüp kendileri yapım tekniklerini öğrenip ve ebru yapmaya başlıyorlar. Böylelikle ebru dünyaya yayılmaya başlıyor.

“BU HAYATTA HERKES DÜŞÜNCELERİ KADAR YER KAPLAR”

 Bu hayatta herkes düşünceleri kadar yer kaplar. İnsanoğlu yaşamını anlamlı ve değerli kılmaya çalışır. İdraki olgunluğa sahip insan, bu dünyaya gelişinin bir sebebi olduğuna inanır. O yüzden vaktini dolu dolu geçirmeye, bir önceki günden daha fazla şeyler yapmaya kendini adar. Size soruyorum ''bu hayatta kaç insanın hayali, fikri, projesi
195 ülke tarafından ''ayakta alkışlanarak kabul görmüştür.'' Ben bu gururu yaşadım. İnandım, çalıştım ve sonuç ülkem adına Unesco'da büyük bir zafer.”

EBRU SANATININ YAPILIŞI

Ebru'nun nasıl icra edildiğini de anlatan Atilla Can “Ebru sanatı Anadolu’da ya da Orta Asya’da yetişen geven otu dediğimiz dikenli bir bitkinin özünün çıkartılmasıyla buna halk arasında kitre deniyor, kitrenin su ile kıvamlı bir hale getirilmiş haliyle yapılan bir sanat. Ebru sanatında gül dalı at kuyruğundan fırçalar kullanıyoruz. Boyalarımız doğada bulunan renkli toprak ve metal oksit boyalardır. Aynı zamanda pigment ve çeşitli boyalar kullanılmaktayız. Öncelikle ebrunun arka fonunu yapabilmek adına battal dediğimiz fırça üzerindeki boyayı su yüzeyine aktarıyoruz. Daha sonra adına biz dediğimiz iğnelerimizle boylarımızı su yüzeyinde tutmaya çalışıyoruz. Boyaların su yüzeyinde kalmasının asıl sırrı, sığırların safra kesesindeki öd maddesini boyalarımızın içine koymamızdan kaynaklıdır. Öd boyayı su yüzeyinde tuttuğu gibi, aynı zamanda boyanın kağıda yapışmasını da sağlar” dedi.

“HEDEFİM DÜNYANIN 195 ÜLKESİNDE EBRU SANATININ YAYILMASINI SAĞLAMAK”

Hedeflerinden de bahseden Can “Bu yaşamda hedeflerim bitmeyecek. İdeallerimden biri de, ömrümü tamamlayacağım güne kadar,  dünyanın 195 ülkesinde ebru sanatının yayılmasını sağlamak olacak. Şu an benim tespitlerim doğrultusunda dünyada 65’e yakın ülke ebru sanatını yapıyor, yapmaya çalışıyor. Yaptıklarım veya yapacaklarım hususunda, bana inanan ve sanatımıza destek veren tüm güzel yürekli insanları canı gönülden kutluyorum” dedi.

Çerkezköy Bakış

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner265

banner350

banner349