Kim yaptı? ya da kimin için yapıldı?

Türkiye’de siyaset, yeniden kan ile dizayn edilmeye çalışılıyor. Parçalanarak hayatlarını kaybeden 100’ü aşkın insanın kanı, 1 Kasım seçimlerinde oya tahvil edilmeye çalışılıyor. 

Daha hayatını kaybedenlerin cenazeleri, yerlerde dururken, akan kanları kurumamışken çıktı kameraların karşısına Selahattin Demirtaş. Utanmadan, sıkılmadan, propaganda malzemesi haline getirdi bu karanlık vahşeti. Neticede, olayın üzerinden daha 27 dakika geçmeden, malum gazetelerin tamamı, Demirtaş’ın açıklamlarına dayanarak ‘’Katil Devlet’’ başlığı atıyordu.

Evet, bütün bunlar yapılırken, daha patlamanın üzerinden daha yarım saat bile geçmemişti. Elbetteki bu acelenin bir sebebi vardı, zira çok önemliydi ilk algı.

Gerçi bunun bir de öncesi var. Meclis’e girerse, barış getireceğini vadeden, Türkiye partisi olacağını iddia ederek, batıdan oy devşiren HDP, 7 Haziran sabahı unutuvermişti bütün bunları. PKK, hain tuzaklarla, askerlerimizi şehit ederken, HDP’li Belediye Başkanları da, özyönetim ilan ediyordu. YDGH adını verdikleri şehirdeki eşkiyaları, o şehirleri yaşanmaz hale getirirken, başta Demirtaş olmak üzere, HDP’li yöneticiler, halkı isyana çağırıyordu.

Ama bu çağrıları çok şükür, iki ilçe dışında isyana dönüşmüyordu. Hem Doğu’da giderek kan kaybediyordu, hem de, bazı basın kuruluşlarının HDP’ye yaptığı cila kayboluyordu. HDP’nin, PKK’nın siyasi kanadı olduğu gerçeği ortaya çıkmaya başlıyordu.  Ve herkesin ağzından şu cümle dökülüyordu: Eğer büyük bir patlama yaşanmazsa, HDP baraj altında kalacak.

İşte bu noktada söylenecek bir tek şey var. Doğrudur, patlamayı kimin yaptığı henüz belli değil ama kimin için yapıldığı net bir şekilde ortadadır. Patlamayı en çok kim istismar ettiyse, bombalar onlar için patlatıldı. Katil veya katiller PKK’lı da çıksa, İŞİD militanı da çıksa, yabancı servis uzantıları da olsa, bu olay, patlamanın tek amacı, kan kaybeden ve barajın altına doğru sürüklenen HDP’yi, birkez daha barajın üstüne çıkarmaktan başka bir şey değildi.

Bunun provası 7 Haziran seçimlerinin hemen öncesinde yapılmamış mıydı. Barajı geçmesi mümkün görünmeyen HDP, Diyarbakır mitingindeki patlama ve arasından yürütülen algı yönetimi sayesinde yüzde 13 almamış mıydı.

Böyle bir tablo sözkonusu iken, yani, patlamayı HDP’nin baraj üstende kalmasından en çok zarar görecek olan tek parti konumundaki AK Parti’yle ilintilendirmeye çalışmak için, insanın asgari akıldan bile yoksun olması gerekmez mi?

HDP’nin seçim sloganının “İnadına HDP” olması, patlamanın gerçekleştiği mitingin adının “Barış Mitingi” olarak seçilmesi, patlamanın gerçekleştiği sırada halay çekenlere “Bu meydan, kanlı meydan” şarkısının söyletilmesi, patlamadan sonra HDP’li yöneticilerin yüzüne yansıyan “Barajı yine aştık” tebessümleri, katili bulmak için seferber olan ‘Devlet’ için ‘Katil Devlet’ suçlaması ve daha birçok şey.   

Evet PKK-HDP-yerli ve yabancı basın üçgeninin oluşturmaya çalıştığı algı budur. Mağdur HDP ve Katil Devlet söylemi üzerinden, AK Parti’nin tek başına iktidar olması önlenmek isteniyor. Çünkü şunu çok iyi biliyorlar ki, ülkeyi yeniden istikrarsızlaştırmanın tek yolu, Türkiye’yi koalisyonlara muhtaç etmekten geçiyor. Peki başarabilecekler mi? Şüphesiz bunun cevabı 1 Kasım akşamı yanıt bulacak ama oynanan oyunlar bu kadar açıkken, şahsen ben hiç sanmıyorum. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Murat Abi..
Murat Abi.. - 3 yıl Önce

Murat Abi boyalı basın ne söyletmek istiyorsa aynen söylemişsin... Sen Milli Görüş'te iken böyle değildin... Dünya meselelerine dair derin analizlerin vardı...

banner265

banner462

banner306

banner459