Bulgaristan'dan 1880'li yıllarda Kınık'a göç eden Şakir Ağa'nın çömlekçiliği devam ettirmesiyle köyde başlayan üretim, sayıları azalsa da atölyelerde sürüyor.

Köyde 1970'lerde yaklaşık 100 olan atölye sayısı bugünlerde 20'ye kadar düştü.

Atölye sahiplerinin eşleri ve ilçe merkezinden her gün servislerle gelen kadınlar, çömlek yapımı, sırlama, pişirme ve paketleme işlerini yapıyor.

Kınıklı atölye sahiplerinden Selami Baydemir, AA muhabirine, ekmeklerinin topraktan çıktığını belirterek, en büyük destekçilerinin kadınlar olduğunu söyledi.

Baydemir, "Allah razı olsun çoluk çocuk ve bayanlarla ekmeğimizi kazanıyoruz. Atölyelerde çalışan bayanlar ev ekonomilerine de çok büyük katkı sağlıyor. Bu onlar içinde bir velinimet." dedi.

Atölye sahibi Saim Öztürk de kadınların, yaptıkları çömlekleri pişirdiğini ve ikinci aşamada sırlayıp tekrar pişirerek yurt içi ve dışına pazarladıklarını anlattı.

 "KÖYÜMÜZDE HER OCAKTA MUTLAKA BİR BAYANIN ELİ VARDIR"

Sırlama işi yapan Meral Yalçın, çalışarak evine ve eşine destek olduğunu dile getirdi.

Mesleğini severek yaptığını vurgulayan Yalçın, "Eskiden bu işleri hep erkekler yapardı, şimdi bayanlar yapıyor. Tüm genç bayanlara tavsiye ediyorum. Bu mesleği öğrenerek daha ileriye taşıyacaklarına eminim." ifadelerini kullandı.

Eşi atölye sahibi olan Fevziye Kubat ise çömlekçiliğe evlendiğinden bu yana 40 yıldır devam ettiğini belirtti.

Her zaman eşine destek olduğunu ifade eden Kubat, "Köydeki atölyelerin çoğunda bayanlar çalışıyor. Gençlerimiz dışarıya iş için gittiklerinden dolayı bu işler bayanlara kaldı. Paketleme, sırlama, fırın doldurma olsun hepsini yapıyoruz. Köyümüzde her ocakta mutlaka bir bayanın eli vardır. Kızlarımız, gelinlerimiz ve annelerimiz hepsi çalışıyor. El birliğiyle çalışıyoruz. Geleceğimiz için çocuklarımızın tahsilleri için ailemize destek olmak zorundayız. Hayatımızdan memnunuz. Biz bayanlar çömleği yapar, pişirir, paketler, hazırlarız. Erkeklerimiz de onları satmaya giderler. Yani bayanlar olmazsa olmaz, her alanda bizler varız." dedi.