Her gün üç tekerlekli seyyar arabasıyla ilçenin cadde ve sokaklarında ilginç sloganlarla satış yapan "Eskici Ferdi" lakaplı 63 yaşındaki Selahattin Morgül, ilçe halkı ve tatilcilerin ilgisini çekiyor.

Morgül, sokaklarda "Hiçbir işe yaramayan mallar bende. Beş para etmeyen şeyler geldi. İster alın, ister almayın. Hiç umurumda bile değil. Başımı çevirip bakmam bile üstelik." diye seslenerek dikkatleri çekiyor.

Daha çok kil ve topraktan yapılmış tabak, çanak, çömlek alıp satan "Eskici Ferdi" satış yaparken ironik ifadelere başvurmaktan geri durmuyor.

Selahattin Morgül "Şimdi alırsan, iki dakika sonra pişman olursun. En iyisi hiç bulaşma daha iyi. Sattığım tabaklardan çorba içeni, Prof. Dr. Canan Karatay gelse kurtaramaz. Bu tabaklardan çorba içtiğin an mide kanamasından gidersin. Hiç kurtulma şansın yok." repliğini sık sık tekrarlayarak duyanların tebessüm etmesine yol açıyor.

Bazen sitemkar bir satıcı karakterine bürünen Morgül, "İster al ister alma. Başka işim yoktu da sizinle mi uğraşacağım! Ne halin varsa gör! Satılan mal geri alınır ama parası iade edilmez. Aynı malı iki defa satarım, yoksa para kazanamazsın. Ayvalık'ın en kurnaz satıcısı geldi, o yüzden de 4 buçuk aydır siftah yok. Böyle şeylere para verilmez çünkü para öyle kolay kazanılmaz. Kullanacağın bir şey olur neyse, bunları nerede kullanacaksın? Olacak şey değil. En fazla yarım saat dayanır bunlar, daha fazlasını bekleme. Çok güzel şeyler getirdim, yalan." gibi esprili sloganlarla vatandaşlara sesleniyor.

Morgül'ün satış metodu karşısında şaşkınlığa uğrayan ve gülümseyen vatandaşlar, cep telefonlarıyla çekim yaparak Morgül'ü sosyal medyada paylaşıyor.

Farklı satış metoduyla hem gülen hem de güldüren Morgül, günün sonunda ürünlerinin tamamını satarak evinin yolunu tutuyor.

"İnsanlar esprilerime güldükçe ben de gülüyorum"

Ayvalık'ta Ferdi Tayfur'a benzetildiği için "Ferdi" ismiyle tanındığını söyleyen Selahattin Morgül, AA muhabirine, yaklaşık 20 yıldır seyyar satıcılık yaptığını ifade etti.

İnsanları güldürmeyi sevdiğini dile getiren Morgül, "Farklı ama son derece esprili bir satış metodu kullanıyorum. İnsanları güldürmeyi seviyorum. Kendim de gülmeyi seviyorum. Güncel hayatın beraberinde getirdiği sorunları dert etmek istemiyorum. İnsanlar esprilerime güldükçe ben de gülüyorum. Bizim halkımız komediyi ve komik şeyleri sevdiği için esprilerime gülerken, o anda seyyar arabamda olan ürünlerden satın alıyorlar. Ben de böylelikle ekmek paramı kazanıyorum. Günlük kazancımla da geçinmeye çalışıyorum." dedi.

Morgül, iki çocuğu olduğunu anlatarak, "Oğlumu ekonomik anlamda çok zor şartlarda okuttum. Çok şükür öğretmen oldu. Şimdi ise bir lisede müdür olarak görev yapıyor. Kızım da evlendi. Kızımdan da iki küçük torunum var. İşim biter bitmez torunlarımla vakit geçiriyorum. Emekliliğim yok. Bu satış metodum insanlara gerçekten ilginç geliyor. Bugüne kadar beni yanlış anlayıp tersleyen ya da kötü söz söyleyen olmadı, azarlayan olmadı. Herkes anlayışla karşılıyor, gülüyorlar. Benim söylediğim sözleri tekrarlıyorlar. Ayvalık küçük bir ilçe olduğu için ilçe halkı zaten beni kanıksadı. İlçe dışından gelen tatilci misafirlerimiz de beni internetten tanıyor. Hayatım bu şekilde devam ediyor. Ben bu durumdan memnunum çok şükür." dedi.

"Bence çok güzel bir satış stratejisi bulmuş"

Eşi, annesi ve çocuklarıyla tatilini Ayvalık'ta geçiren Nurcan Gülümser de Morgül'ün satış tekniğinin çok etkileyici olduğunu ifade etti.

Morgül'ün attığı sloganlarla dikkati çektiğini söyleyen Gülümser, "Ferdi ağabeyimizin sosyal medya ve internet üzerinde yayınlanan ilginç videolarla şöhret olduğunu fark ettik. 'Biz de gidip bir görelim' dedik. Bence çok güzel bir satış stratejisi bulmuş. Attığı ilginç sloganlar neticesinde insanlar ister istemez seyyar arabasına ne olduğunu merak ederek bakıyor. Söylediklerine kulak misafiri oluyor, gülümsüyor." diye konuştu.

Nurcan Gülümser'in annesi Nilüfer Gülümser ise "Bol bol videolarını izliyordum. En sonunda bugün Ayvalık sokaklarında kendisine rastladım. Çok mutlu oldum. Şimdi iki tane toprak tepsi satın aldım. Hayırlı müşterileri olsun." dedi.

Editör: Ayşe Nur Özdemir