İlker Öztürk

Tekirdağ ve Çerkezköy'deki tarım arazilerinin nitelikleri

İlker Öztürk

                Öncelikle tüm Bakış Gazetesi okuyucularına selamlar, Tekirdağ ve Çerkezköy’deki tarım arazilerinin niteliklerini değerlendirdiğim bu yazımı siz değerli okuyucuların dikkatine sunarım.

                Çerkezköy uzun yıllardır tarım yapılan ve tarım arazilerinin her geçen gün azalmakta olduğu üreticinin ve çiftçinin yeterli teknik ve pratik bilgi edinmekte zorlandığı yeterli teşvik ve alt yapının bulunmadığı tarım arazilerinin kuru tarım ile Hububat ve Yağlık Ayçiçeği ile sınırlandığı, sebze ve meyve ağaçları yetiştiriciliğinin yok denecek kadar az seviyede bulunduğu bir bölgedir.
 
                Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılı tarım raporuna göre;


               Çerkezköy’deki Tarım alanlarının 51.000 dekar olduğu görülebilmektedir, fakat bu rakam TOKİ’nin yeni istimlak ettiği alanla ve kamulaştırmalarla yaklaşık 9.000 dekar kadar azaldı, bu alanın yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere 137 dekarı meyve, 21 dekarı sebze ekimi ile değerlendirilmektedir, fakat bölgede hizmet veren bir mühendis olarak bu rakamın çok daha düşük olduğunu söylemeliyim.

                Çerkezköy kuru tarım arazileri ile hububat ve yağlık ayçiçeğinin ekiminin yapıldığı çiftçilerin ortalama sahip oldukları 200 dekarlık parçalı tapularla ve icar ismiyle anılan kiralık tarım arazileriyle üretimlerini sürdürdükleri gözlenmektedir.
               
                Çiftçi olarak hitap ettiğimiz kıymetli üreticilerimiz ürünleri için mekanizasyon ve insan gücüyle emek sarf etmekte ortaya çıkan ürünlerinin değeri TMO veya Kooperatifler tarafından belirlenerek piyasaya veya üretici örgütlerine satılmaktadır.

                Şehrimizde tarımın hak ettiği yeri görmemesinin sebepleri arasında gördüğüm kısıtlı mono kültürel tarım Çerkezköy’ün üretici portföyünü daraltmakta ve tarım için yapılan yatırımları kısıtlı kılmaktadır.

                Şehrimizin ihtiyacı olan tarımsal gelişim tarım arazilerinin çeşitlenmesi ile gerçekleşebilecektir tarım arazilerimiz su ile buluşturulabilirse mono kültürel tarımdan uzaklaşmamız çok daha kolay olacak ve çeşitlenen tarımsal faaliyetler yeni istihdamlar yaratacaktır.

                Tarım arazilerimiz çoğunlukla kuru tarım arazisi olmasının bir diğer etkisi de hayvancılık sektörüne olmaktadır, suya ulaşamayan arazilerde yetiştirilen yem bitkilerinin çeşitleri de daha kısıtlı olmakta ve yetiştiriciler yeşil yem üretiminde zorlanmaktadırlar.

                Değerli okur şehrimizden ergene nehrinin geçtiği ve bu nehrin zehir saçtığı bilinen bir gerçek ergene nehri gibi bir doğal su kaynağının şehrimizin tarım ve hayvancılığına potansiyel katkı sağlayabileceğini düşünmekteyim ve bu fikri Çerkezköy’de bir basın grubunda ilk kez dile getirebilme şansı elde ettiğim için Bakış Gazetesine teşekkür ederim.

                Şehrimizdeki hayvancılık durumu ise aşağıdaki tablodaki gibidir;

               
*Kaynak 1. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 YILI TARIM RAPORU

Yazarın Diğer Yazıları