İmaret geleneğinin yaşatıldığı müzede ihtiyaç sahipleri iftar yapıyor

Edirne'de, Osmanlı imaret geleneğinin yaşatıldığı müzede ihtiyaç sahipleri iftarlarını yapıyor. İmaret Müzesi Müdürü Ruhi Pehlivancık, "Hiçbir şekilde kamu bütçesini kullanmadan, devletin 1 lirasını harcamadan, tamamen Edirne'deki hayır sahiplerinin maddi desteklerle imaret geleneğini sürdürüyoruz" dedi.

İmaret geleneğinin yaşatıldığı müzede ihtiyaç sahipleri iftar yapıyor

Çerkezköy bakış - Osmanlı zamanında sosyal devlet anlayışının yansıtıldığı, içerisinde cami, şifahane, imarethane gibi ünitelerin bulunduğu II. Bayezid Külliyesi'nin mutfağı, 2 yıl önce Trakya Üniversitesince İmaret Müzesi olarak düzenlendi.

Üniversite, açıldığı günden bu yana müzede ihtiyaç sahiplerine sürdürdüğü yemek ikramını, ramazan nedeniyle iftara çevirdi.

Osmanlı döneminde imaretin aşçılığını yapan, elinin bereketiyle bilinen, kalan yemeklerle Tunca Nehri'ndeki balıkları beslediği söylenen Aşçı Yahya Baba'nın mutfağında pişen aşlar, ramazanın bereketiyle paylaşılıyor.

Hayırseverlerin destekleriyle alınan erzaklar, burada gönüllülerin ellerinde birbirinden leziz yemeklere dönüşüyor. Osmanlı mutfak geleneğinin yansıtıldığı masalara oturan vatandaşlar, ezanın okunmasıyla tarihi yapıda dualarla oruçlarını açıyor.

"İNSANLARIN ÖNCE KARINLARI, SONRA GÖNÜLLERİ DOYURULMUŞ"

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, müzede vatandaşlara ramazan dolayısıyla iftar verildiğini söyledi.

Osmanlı'nın asırlık imaret geleneğini sürdürmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Tabakoğlu, "Külliyenin inşa edildiği 1488'den itibaren bu mekanda kazanlar kaynamış, ırkına, dinine, cinsine bakılmaksızın herkese bir kap yemek verilmiş. Buralarda sofralar şenlendirilmiş, sabah ve akşam yemekler çıkarılmış. İnsanların önce karınları, sonra gönülleri doyurulmuş." diye konuştu.

Tabakoğlu, müzenin TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ziyaretiyle 2 yıl önce açıldığını anımsattı.

Müzenin çevresinde oturan kadınların, buranın hizmete girmesinin ardından hayır yapmak için kendilerine geldiğini anlatan Tabakoğlu, şunları kaydetti: "İlk önce bir lokma ikramıyla başlandı. Sonra karşı mahalleden hanımefendiler geldi. Böylece ilerledi ve haftanın 6 günü lokma, helva ikramı derken, yemek ikramına kadar güzel bir şekilde gelişti. Son 2 yıldır salgın nedeniyle iftarlarımız yoktu müzede. Şimdi Allah'a şükür iftarlara da kavuştuk. Ramazanla beraber gündüz ikramları iftara taşındı, kazanlar kaynıyor ve ezan okunmasıyla oruçlar açılıyor. Osmanlı hanedanının, garip gurebanın faydalandığı bu sofralar yeniden şenlendi. Bu güzel buluşmaya aracı olduğumuz için çok mutluyuz. Burada kutlanacak kişiler Edirne'nin hayırseverleridir. Edirnelilerin hayırlarıyla tekrar bu kazanlar kaynadı. Gelenek tekrar yaşatılıyor, çok mutluyuz."

İmaretin manevi sahibi Aşçı Yahya Baba'nın  izinden gidilerek buraya gelenlere ikramda bulunulduğunu belirten Tabakoğlu, "Burayı İmaret Müzesi olarak açtığımız günden itibaren her şey çok kolay gidiyor. Gönüllülerimiz dolup taşıyor, bağışlar dolup taşıyor. Onun bereketinin, himmetinin hala üzerimizde olduğunu hissediyoruz. İnşallah bu gelenek burada devam edecek." dedi.

"GELENEĞİ YAKLAŞIK 110 YILLIK ARANIN ARDINDAN CANLANDIRDIK"

Müze Müdürü Ruhi Pehlivancık da müzecilik faaliyetlerinin yanında sosyal çalışmalar da yaptıklarını söyledi.

Ramazanda asırlık imaret iftar sofralarının kurulduğunu dile getiren Pehlivancık, "İmaret geleneğini yaklaşık 110 yıllık aranın ardından canlandırdık. Bunu yaparken hiçbir şekilde kamu bütçesini kullanmadan, devletin 1 lirasını harcamadan, tamamen Edirne'deki hayır sahiplerinin maddi desteklerle imaret geleneğini sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.

Aşçı Yahya Baba'nın mutfağında gönüllü olarak yemek hazırlayan Gönül Özkan ise ramazanda her gün 150 kişiye yetecek kadar yemek çıkardıklarını anlattı.

İmaret Müzesi'nde bulunmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Özkan, "Aşçı Yahya Baba'mızın hatırasını yaşatıyoruz. Anlatılmaz bir duygu, onun mutfağını kullanıyoruz. 2 yıldan beri sabahları kalktığımda hep ilk günkü heyecanla buraya geliyorum." şeklinde konuştu.

Müzede orucunu açan Hasan Kuru, maneviyat dolu bir ortamda iftar yaptıklarını dile getirerek, "Bu yemeği hazırlayanlardan ve imkanı sunanlardan Allah razı olsun. Osmanlı'nın güzel bir geleneği tekrar yaşatılmaya başlanmış." dedi.

Gülşen Durmuş ise müzede yapılan iftarların kendilerini mutlu ettiğini kaydetti.