Günlük hayatta sıklıkla kullandığımız ve anonim olarak yüzyıllar boyunca söylenerek gelen atasözü ve deyimlerimizin çıkış hikayelerini birçoğumuz merak etmişizdir. Bende ki merakı uyandıran da aslında Friedman’a Nobel ödülü kazandıran atasözü oldu. O zaman gelin beraber birkaç tanesine bakalım.

Tabi ilk önce Nobel ödüllü olanına, iyi okumalar.
Milton Friedman'ın ünlü matriksi’nin ortaya çıkış hikayesi …
 

El elin eşeğini türkü söyleyerek ararmış
Atasözünün hikayesi; -Bir kimse kendi parasını kendisi için harcarsa, hem aldığı malın ucuz olmasına çalışır, hem de malın kaliteli olmasına özen gösterir.

-Bir kimse başkasının parasını kendisi için harcarsa, kalite önemli fakat fiyat önemli değildir.

-Bir kimse kendi parasını başkası için harcarsa, bu kez fiyat önemli ama kalite önemsizdir. -Bir kimse başkasının parasını başkası için harcarsa, fiyat da kalite de önemli değildir.

Friedman' a göre bu sonuncu madde devletçi ekonomik yapıyı ifade eder. (biraz düşününce tam da yerinde olmuş yani tam Nobellik bir atasözü bence.) 

Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz

Tek bir cümleye koca bir hayatı sığdırıyor. Herkes için farklı anlamlar, yoğun duygular... Anlaşıldığını hissetmek ve yalnız olmadığını bilmek aslında. Unutmak herkesin zaman zaman istediği bir şey ama unutursak aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamaz mıyız? Önemli olan yaşadığımız zorluğun geçeceğini bilip ders çıkarmak bence. Büyümek, güçlenmek, öğrenmek, olgunlaşmak ve hayat tecrübesi...hayatın kendisi bu değil mi zaten...
Pabucu Dama Atılmak

Osmanlı'da esnafı denetleyen lonca teşkilatı vardı. Eğer esnaf hile yaparsa kethüdaya haber verilip cezası kesilirdi. En çok şikayet gelen konulardan biri de ayakkabı üreticiliğiydi. Eğer bir ayakkabı imal edilirken özen gösterilmez ve çabuk yıpranırsa çarıkçılar kethüdası hemen cezayı verir ve o esnafın pabuçlarını da dama atardı. Dükkanın damında ayakkabıyı gören halk ise sahibini ayıplar oradan alışveriş yapmazdı. Bugünkü gözden düşmek anlamındaki "Pabucu Dama Atılmak" deyimi buradan gelir.
Nalları Dikmek

Atların dizlerinde bir tür kilit mekanizması vardır. Bu sebeple ayakta uyurken hiç enerji harcamazlar. Atlar öldüklerinde dizleri kitlenmiş haldeyse sırtüstü devrildiğinde bacakları havaya kalkmış halde durur. Nalları Dikmek deyimi buradan gelir.

Avucunu Yalamak
Kışın karlı ve soğuk havalarda inine kapanarak, tabanlarının altını yalamak suretiyle karın doyurmaya uğraşan ayıların hareketinden gelmektedir. Çünkü ayılar kışın arasa da yiyecek bulamaz ve boşuna enerji harcamamak için ayağını yalamakla yetinir.
Dolap Çevirme

Eski konaklarda haremlik selamlık olduğu için birbirinden hoşlanan konak çalışanları bu dolabı çevirerek gizlice haberleşirdi. Günümüzde gizli işler yapmak anlamında kullanılan "Dolap Çevirme" deyimi buradan gelir.
Kurtlar Sofrası

Eğer bir kurt sürüsü avlanamaz ve aç kalırsa, hepsi bir araya toplanıp bir daire oluşturur. İçlerinden en zayıf olanı belirleyip öldürür ve yerler. "Kurtlar Sofrası" deyimi buradan gelir.
Foyası meydana çıktı

Kuyumcular yaptıkları yüzük, küpe, gerdanlık gibi ziynet eşyalarının üzerine mücevherin ışığı daha iyi yansıtması ve parlaklığının artması için Foya adı verilen bir madde sürerler. Zamanla sürülen bu foya dökülür. Bu duruma foyası çıkmış denilir. Halk arasında yalan söyleyen, sahtekarlık yapan kişilerin yalanları ortaya çıktığında kullanılan "Foyası meydana çıktı" deyimi buradan gelir.

Devamı sonraki yazımızda… 😊